Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Eylemsel Bekleme

     Beklemek, adı "Umut" olduğunda mı beklemektir yoksa korkunun adı umut olduğunda mı insana beklemek düşer. Kimi durumda bir çaresizliktir beklemek kimi zamansa yapılması icabeden en doğru eylem. Aslında bir paradokstur beklemek. Şöyle ki zamana bırakırsın eylemi ve zamanı gelince harekete geçersin. O hareket aslında eylemsel beklemeye bir örnek olabilir. Çünkü hareketin sonucunu yalnızca tahminlerle tanımlayabiliriz ama asla bilemeyiz neticeyi görmeden eylem sonrası karşılaşacağımız durum ve ya durumları. Paradoks kısmına dönecek olursak harekete geçtikten sonra tekrar beklemeye koyulur insan. Bu sefer beklenen, neticeler olur. Olası bir olumsuz netice alındığında tekrar mı denemeli yoksa zamana mı bırakılmalı durumuyla karşı karşıya kalınır. Olumlu bir netice alındığında ise yeni bir yol haritası çizmek için tekrar zamana ihtiyaç duyar ve eylemsel bekleme örneklerini yaşamaya devam eder insan. Bekler, zamana bırakır, harekete geçer ve tekrar bekler olayların gerçekle...

Bakış Açısı

   Bir olay düşünün. Bu olayı size aktaran her bir bireyden dinledikleriniz karşısında, her bir sonraki bir öncekinden daha inandırıcı ve bir öncekine karşı belki öfke dahi uyandırabilecek şeylerin yaşandığı bir olay. Sorun bizim algılarımız ve bakış açımız ile mi ilgili yoksa olayı bize aktaranların bakış açıları ile mi? Yaşanan bir olaydan kaç farklı kişi kaç farklı düşünceye sahip olabilir ki ? Aslında her ikisi de.. Hele bir de olayda adı geçen şahıslarla bir iyi/kötü geçmişimiz varsa..    Her insan farklı bir alem diyor, her bir şahsa farklı birer bakış açısı ve farklı birer kapı aralıyoruz. Peki mutlak bir haklı ve mutlak bir haksız olan bir olayda bakış açıları ne işe yarıyor? Doğru ile yanlışın hakikat ile hayalin kişiden kişiye değişmediği reddedilemez bir gerçek. O mutlak haklıyı bulmak ve korumak bunun karşısında ise mutlak haksızı belki cezalandırmak ve belki de ona öğütlerimizi sıralamak için öncelikle, aslında bu reddedilemez gerçeklik doğrultusund...

Algı Evreni

        Herkesin umutları, arzuları, heyecan duyduğu şeyler farklıdır. Önemli olan bunları nasıl algıladığımız ve nasıl karşıladığımızdır. Kendi algı evreninde yaşayan ve çevresinin de öylece şekillenmesini isteyen bir birey, başkalarının düşüncülerini, istek ve arzularını anlayamaz.         Her şeyden önce bilmeliyiz ki herkes aynı sosyal yaşamdan gelmedi ve herkes aynı eğitim sürecinden geçmedi. Nasıl ki denizi görmeyen bir insana tam manasıyla denizin sesini, kokusunu, nasıl göründüğünü ve aldığınız hazzı anlatamazsanız, aynı şekilde ailesinden sevgi görmemiş, döneminin içinde bulunan teknolojik gelişmelere karşı cahil bırakılmış, maddi ve manevi açıdan eksik kalmış bir bireye de farklı şeylerin olduğunu bunların farkında olması gerektiğini anlatamazsınız. İnsanlar algı evrenleri kadardır.         Başarısızlıklar karşısında hemen yelkenleri suya indiren birini gördüğümüz zaman bir çoğumuz, ona motivasyon dolu konuşmalar ...

Gökyüzüm Damlıyor Mısralarıma

   Gökyüzüm damlıyor mısralarıma    Bulutlara anlatıyorum seni,    Adını dağlara değil de    Kaderime yazmaya çalışıyorum.    Gökyüzüm damlıyor mısralarıma,    Satır aralarında hep sen,    Hayallerime anlatıyorum seni    Nasıl ağlıyoruz bir bilsen.    Gökyüzüm damlıyor mısralarıma,    Damla damla tükeniyorum,    Semaya ağlıyorum seni    Güneşim sönüyor kararıyorum.    Ve bir damla daha    Ya kapat gözlerimi kadere    Ya da kaderimi yaz ellerinle    Çünkü gökyüzüm damlarken mısralarıma,    Canım yanıyor ölüyorum.

Bu Sefer

         Bu sefer gülmek zorunda kaldıklarım için          İçim acımasına rağmen sustuğum için          Bu sefer haykıramadığım sevgime          Bu sefer anlatamadığım eriyişimi yazıyorum          Uykularımı bölen korkularıma          Donarcasına üşüyüşlerimi yazıyorum          Bu sefer söyleyemediğim sevgime           Dökemediğim gözyaşlarımı yazıyorum          Bu sefer kulaklarımı çınlatan sükutuma          Durmadan kanayan yaralarımı yazıyorum          Bu sefer tutamadığım eline          Sahip olamadığım yüreğimi yazıyorum          Bu sefer içim kanarken gülen yüzüme          Seni benden alan nedeni yazıyor...

Mantıksal Duygu - 2

- BÖLÜM -2-     PSİKOLOJİ ve DUYGU      Psikolojinin tanımını bir önceki yazımızda sizlerle paylaşmıştık. Psikolojimizin duygusal olaylarla etkilendiğini düşünürüz. Doğru olabilir. Şöyle ki istemediğimiz bir olayla karşı karşıya geldiğimiz zaman üzülürüz ve moralimiz bozulur. Moral'in tanımına bakacak olursak karşılaşacağımız ifadelerden birisi ruhsal güçtür. Bu da bizi psikolojiye götürür. Bu çıkarımlar doğrultusunda duygusal durumlar doğrudan doğruya psikolojiye tesir eder kanısına varabiliriz.      Peki duygularımız psikolojimize etki ediyorsa psikolojimizi duygularımıza tesir ettirmemiz mümkün müdür? Psikolojinin bir üst kademesi olarak İrade Kontrolü'nden bahsetmiştik. İrade Kontrolü mantığa uygun davranıldığı zaman güç fakat duygulara uygun davranıldığı zaman (duruma göre) kolay hale gelebilir. Hayatımızı idame ettirirken duygularımızla davranarak mı yoksa mantığa uygun davranarak mı hareket edersek daha olumlu dönütler alırız diy...

Mantıksal Duygu - 1

- BÖLÜM -1-  İNSAN ve YAŞAM       İnsan, türler içinde bir tür ve yaşam biçimleri arasında en mükemmeli. Peki kaç insan bilir varoluş sebebini, neden var olduğunu veya kaç insan farkındadır kendisinin? Kaçımız düşünürüz bunları..      İnsan psikolojik bir varlıktır. Düşünün ki kanser belki sözde de olsa tedavisi olmayan bir hastalıktır. Yani bizler öyle biliriz. Peki sadece kendisini daha mutlu edecek şeyler yaparak belki yaşamdan zevk almak için çırpınarak nasıl yenebilir bir insan kanseri? Yani vücuttaki tamamen maddesel olan o atomların, hücrelerin üzerine nasıl bir tesiri olabilir ki psikolojinin?  Nedir peki o hücrelere tesir eden kuvvet? Bunun üzerine biraz düşünedururken asıl konumuzla alakalı devam etmek gerekirse 'İnsan, Psikolojik Bir Varlıktır.' bu minvalde psikolojimizi ne kadar kontrol edebilirsek o kadar sağlıklı o kadar başarılı bir insan olmamız mümkün.        Psikoloji kontrolünün bir ...