Bir olay düşünün. Bu olayı size aktaran her bir bireyden dinledikleriniz karşısında, her bir sonraki bir öncekinden daha inandırıcı ve bir öncekine karşı belki öfke dahi uyandırabilecek şeylerin yaşandığı bir olay. Sorun bizim algılarımız ve bakış açımız ile mi ilgili yoksa olayı bize aktaranların bakış açıları ile mi? Yaşanan bir olaydan kaç farklı kişi kaç farklı düşünceye sahip olabilir ki ? Aslında her ikisi de.. Hele bir de olayda adı geçen şahıslarla bir iyi/kötü geçmişimiz varsa.. Her insan farklı bir alem diyor, her bir şahsa farklı birer bakış açısı ve farklı birer kapı aralıyoruz. Peki mutlak bir haklı ve mutlak bir haksız olan bir olayda bakış açıları ne işe yarıyor? Doğru ile yanlışın hakikat ile hayalin kişiden kişiye değişmediği reddedilemez bir gerçek. O mutlak haklıyı bulmak ve korumak bunun karşısında ise mutlak haksızı belki cezalandırmak ve belki de ona öğütlerimizi sıralamak için öncelikle, aslında bu reddedilemez gerçeklik doğrultusund...
Burada ister zihninin kapılarını arala biz misafir olalım , ister istediğin zihne sen misafir ol..